Üniversite Sertifikalı Eğitimlere Hemen Katıl. Potansiyelini Keşfet!
Psikoloji Nedir?

Psikoloji Nedir?


Psikoloji insan ve hayvanların zihinsel süreçlerini, düşüncelerini ve davranışlarını bilimsel yöntemler kullanarak inceleyen çok kapsamlı bilim dalıdır. Psikoloji, araştırmalarında deney ve gözlem yöntemlerini temel alır. Öte yandan antropoloji, sosyoloji ve etnoloji gibi sosyal bilim dalları ile ortak çalışma alanına sahiptir.

Psikoloji Ne Demek?

TDK’ye göre psikoloji “Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü” olarak açıklanmıştır.

Zihinsel ve davranışsal süreçleri inceleyen psikoloji, insanı farklı bağlamlarda değerlendirmek için özelleşmiş alt alanlardan oluşur. Bu alanlara sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, deneysel psikoloji, klinik psikoloji ve eğitim psikolojisi örnek olarak gösterilebilir. Birbirleri ile farklı konularda ancak bağlantılı olarak çalışan bu alt alanlar psikoloji biliminin yöntemlerini kullanır.

Psikoloji Biliminin Tarihçesi

Psikolojinin temelini oluşturan fikirlerin kökeni çok eski tarihlere uzanmaktadır. Antik Yunan’dan bu yana canlıların davranışlarının nedenlerine yönelik farklı fikirler ortaya koyulmuştur. Davranışın fiziksel nedenleri olduğu görüşü öne sürülen görüşlerin ilkidir. Orta Çağ'da yaygın olarak görülen insanın beden ve ruh olarak iki farklı varlıktan oluştuğunu söyleyen düalizm anlayışına karşı çıkan ilk kişi Descartes’tır. Descartes’a göre insan bedeni karmaşık bir makinedir ve tüm makineler gibi işleyişi de fizik kanunlarına bağlıdır. Bu nedenle ruhun davranışlar üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını öne sürer. Düalizmin karşısında yer alan bu görüş psikolojinin temellerinden birini oluşturur.

Psikoloji temelini oluşturan başka bir görüşe göre insan zihni ve davranışlar çevre ile olan yaşantılar tarafından şekillenir. Descartes'tan yaklaşık 100 yıl sonra John Locke, içinde yaşanan dünyaya ilişkin tüm bilgilerin yaşantılar yoluyla öğrenildiğini, insan zihninin dünyaya geldiğinde “boş bir levha” gibi olduğunu öne sürer. Empirizm adı verilen bu anlayış psikolojinin başta gelen çalışma konularını oluşturur.

Psikolojinin temellerini oluşturan son görüş ise Darwin tarafından öne sürülmüştür. Ona göre zihinsel ve davranışsal süreçleri ortaya çıkaran beden yapısı, evrimin bir sonucudur. Zihinsel süreçlerin ve davranışların evrimsel süreçte değiştiği fikri psikologlar tarafından benimsenmiş ve psikoloji biliminin ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır.

Tüm bu gelişmeler ışığında psikoloji, 1879 yılında Wilhelm Wundt tarafından Almanya’nın Leipzig şehrinde açılan ilk psikoloji laboratuvarı ile kurulmuştur. Psikolojiyi zihinsel yaşantıları inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlayan Wundt, temel olarak bilinçli zihinsel yaşantılarla ilgilenirdi. Wundt'un amacı zihinsel yaşantıların temel elementlerini belirlemek ve zihnin yapısını anlamaktır. Wundt’un yöntem ve açıklamalarına getirilen eleştiriler psikanaliz, davranışçılık ve bilişselcilik gibi günümüze kadar gelen psikolojinin temel yaklaşımlarını ortaya çıkarmıştır.

Kurulduğu günden bu yana psikoloji dinamik ve popülerliği artarak devam eden bir bilim dalıdır. Yeni geliştirilen araştırma yöntemleri ve psikologların ortaya attığı yeni görüşler, psikolojinin belirli konularda özelleşmiş alt alanlarını ortaya çıkarmıştır.

Psikoloji Biliminde Öncü Kadınlar Kimlerdir?

Psikoloji biliminde öncü kadınlar şunlardır:

  • Anna Freud: Psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund Freud’un kızı olan Anna Freud, psikanalizin ilerlemesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol üstlenmiştir. Çocuk psikanalizi ve ego psikolojisinin kurucularındandır. Melanie Klein’ın görüşlerine karşı çıkan Anna Freud, psikanalizi tıp ve biyoloji ile ilişkilendirilmiştir.
  • Karen Horney: Freud’un psikanalitik kuramını takip eden Horney, kişilik ve benlik kavramları hakkında çalışmalar yapmıştır. Kendisi gibi psikanalitst olan Adler’in görüşlerinden etkilenmiştir.
  • Melanie Klein: Temel olarak Freud’un psikanalitik kuramından etkilenmesine karşın onun fikirlerine eleştiriler getirmiştir. Pskanalizde nesne ilişkileri kuramının savunucusu ve çocuk psikanalizinin öncülerinden olan Klein, bir çocuğa ilk kez psikanaliz uygulayan kişidir.
  • Mary Ainsworth: Bağlanma kuramının John Bowlby ile iki kurucusundan biri olan Ainsworth bir gelişim psikoloğudur. Çocukların gelişimi üzerine çalışan Ainsworth, yabancı ortamlar deneyi adını verdiği çalışmasında ve alan araştırmalarında psikolojinin en popüler kuramlarından biri olan bağlanma kuramının temellerini oluşturmuştur.

Psikoloji Biliminde Öncü Bilim Adamları Kimlerdir?

  • Wilhelm Wundt: 1879 yılında Almanya’nın Leipzig şehrinde açtığı laboratuvar ile psikoloji biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Psikolojiyi bir zihin bilimi olarak tanımlayan Wundt, çalışmalarında zihnin çalışma yapısını keşfetmeyi amaçlar. Bu nedenle yapısalcılık olarak adlandırılan yaklaşımın kurucusu olarak da bilinir.
  • Sigmund Freud: İnsan davranışları ve kişiliği üzerine çalışmalar yapan Freud, yapısalcıların görüşlerine karşı çıkarak psikolojinin bir zihin bilimi olmadığını savunur. Freud, insanın düşünce ve davranışlarının bilinç dışı süreçlerden kaynaklandığını öne sürer. Psikanaliz adını verdiği kuramda bu süreçlerin insanın kişiliğinin gelişimine etkilerini ve yaşam boyu etkilerini farklı bağlamlarda ele alır.
  • John Watson: John Watson, Wundt ve Freud’un görüşlerine karşı çıkarak gözlenebilir ve ölçülebilir davranışsal süreçlerin incelenmesi gerektiğini öne sürer. Davranışçılık ekolünün kurucusu olarak kabul edilen John Watson, çalışmalarında deney ve gözlemi yöntem olarak belirler.
  • Henry Allport: Freud’un psikanalitik kuramına karşı çıkan ve davranışçılıktan etkilenen Henry Allport bireyin sosyal çevresi ile olan etkileşimine odaklanır. 1924 yılında yayınladığı Sosyal Psikoloji kitabı ile psikolojinin en bilinen alt alanlarından sosyal psikolojinin kurucusu olarak kabul edilir. 
  • Jean Piaget: Çocuk gelişimi alanında yaptığı çalışmalarla gelişim psikolojisinin öncü psikologlarından biridir. Piaget, çocuğun ahlaki ve bilişsel gelişimine yönelik çalışmalarda bulunmuştur. 

Psikolojinin Amacı Nedir?

Psikoloji, insan veya hayvanların zihinsel süreçlerini ve davranışlarını bilimsel yöntemler kullanarak incelemeyi amaçlar. Psikoloji araştırmaları önceden organize edilmiş süreçlerdir. Kullanılan veri toplama araçları güvenilir ve geçerlidir. Bu nedenle zihinsel ve davranışsal süreçlere yönelik getirilen açıklamalar nesneldir.

Psikoloji Yaklaşımları Nelerdir?

Psikoloji yaklaşımları şu şeklide listelenir:

  1. Yapısalcılık (Strüktüralizm)
  2. Gestalt yaklaşımı
  3. İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) 
  4. Psikanalitik yaklaşım
  5. Davranışçı yaklaşım
  6. Biyolojik yaklaşım
  7. Hümanist (İnsancıl) yaklaşım
  8. Bilişsel yaklaşım

1. Yapısalcılık (Strüktüralizm)

Yapısalcılık, Wilhelm Wundt’un 1879 yılında açtığı laboratuarla kurulan psikolojinin ilk yaklaşımıdır. Psikolojiyi bir zihin bilimi olarak tanımlayan yapısalcılar, temel amaç olarak zihnin yapısını ve çalışma sistemini incelemeyi amaçlar. Yapısalcılar yürüttükleri çalışmalarda geliştirdikleri içe bakış yönemini kullanırlar. İçebakış yöntemi, kişilerin bir uyarıcı (ses, ışık, renk, sıcaklık) karşısında deneyimlediği duygu ve düşüncelerini raporlamasını içeren araştırma yöntemidir. Yapısalcı yaklaşıma göre zihin küçük parçalara bölünerek incelenir.

2. Gestalt Yaklaşımı

Max Wertheimer tarafından kurulan gestaltçı yaklaşım, yapısalcılar gibi bilinçli zihinsel yaşantılar üzerinde durmuşlardır. Gestaltçı psikologlar zihni oluşturan elementlerin parçalara ayrılarak anlaşılmasının mümkün olmadığını savunur. Onlara göre bir bütün, daima kendisini oluşturan tek tek parçalardan farklı bir yapıdadır. Bu nedenle zihinsel yaşamın elementlerini değil, zihnin duyusal uyarıcıları hangi ilkeler çerçevesinde organize ettiği konusunun araştırılması gerektiğini vurgularlar. 

3. İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) 

İşlevselciliğin en önemli temsilcisi William James’tir. Darwin’den etkilenen James, zihinsel yaşantıların ve davranışların çevreye uyum sağlamada önemli olduğunu savunur. Bu nedenle psikolojinin çevreye uyum sağlamada hangi faktörlere sahip olduğu araştırılmalıdır. James’e göre ancak bu şekilde davranışlar ve zihinsel yaşantılar hakkında açıklama yapılabilir. 

4. Psikanalitik Yaklaşım

Psikanalitik yaklaşım Sigmund Freud tarafından kurulmuştur. Psikanalitik yaklaşım da yapısalcılar, gestaltcılar ve işlevselciler gibi psikolojinin bir zihin bilimi olduğunu söyler. Ancak, psikanalitik kuram diğerlerinin aksine bilinçli zihinsel faaliyetlerle değil, farkında olmadığımız bilinç dışı zihinsel faaliyetlerle ilgilenir. Psikanalizcilere göre davranışarı belirlemede farkında olunmayan düşüncelerin, dürtülerin ve geçmiş yaşantıların önemli bir işlevi vardır. İnsanlar kendilerini rahatsız eden yaşantı, dürtü, düşünce ve iç çatışmalarını bilinçaltına iterek unutur. Ancak bilinçaltına itilen ve unutulduğu varsayılan bu düşünceler birey farkında olmadan davranışlarını etkiler.

Psikanalitik yaklaşım psikolojinin en bilinen kuramlarından biridir. Psikolojinin incelediği her konuda farklı psikanalist psikologların etkileri ve izleri görülür.

5. Davranışçı Yaklaşım

Davranışçılığın kurucusu John Watson’dır. Davranışcılık kendisinden önce gelen yaklaşımlara tepki olarak ortaya çıkmıştır. Zihinsel faaliyetlerin ve gözlenemeyen süreçlerin psikolojinin çalışma konusu olmadığını vurgulayan davranışçılık, ölçülebilir ve gözlemlenebilir davranışları inceler. Davranışçılık günümüzde hala etkisini ve popülerliğini sürdüren yaklaşımlarından biridir. Son yıllarda davranışçılar zihinsel süreçlerin varlığını kabul eder ancak bilinç dışı süreçlerin varlığına karşı çıkarlar.

Davranışçılara göre tüm canlılar çevre ile benzer şekilde etkileşime girerler. Bu nedenle davranışçılar, hayvanlar ile çalışmalar yaparak insan davranışlarına yönelik açıklamalar getirdiler. Skinner ve Pavlov’un öğrenme süreci üzerine yaptıkları deneyler bu çalışmaların ilk örneklerini oluşturur. Davranışçılar bilgilerin sonradan öğrenildiğini vurgular. Öte yandan içgüdü kavramına karşı çıkarlar ancak, her canlı türünün doğuştan getirdiği davranış örüntüleri ve reflekslere sahip olduğunu belirtiler. 

6. Biyolojik Yaklaşım

Biyolojik yaklaşım, farklı bağlamlarda getirilen biyolojik açıklamalara sahiptir. Bu açıklamalardan ilki sinir sistemine dayalı açıklamalardır. Davranışsal ve zihinsel süreçlerin nedenlerini sinir sisteminin yapı ve işleyişinden yola çıkarak açıklarlar. Sinir hücresi olan nöronların psikolojik süreçlerdeki rolü ve beyin bölgelerinin yapı ya da işleyişi ile ilgilenirler. Öte yandan hormonlar ve ilaçlarda kullanılan maddelerin yaşantılar üzerinde nasıl değişikliklere yol açtığına yönelik çalışmalar yaparlar. 

Genetik temelli biyolojik açıklamaya göre genetik çeşitlilik, bireylerin beyinlerinde farklılıklara neden olur. Buna göre zihinsel yaşantılar ve davranışların arasındaki farklar genetik yapı ile açıklanmalıdır.

Biyolojik yaklaşımın son vurgusu ise evrim temelli yapılan açıklamalardır. Evrimsel açıklamaya göre davranışlarımızın ve zihinsel yaşantılarımızın temelinde yatan genetik olarak bize aktarılmış tüm biyolojik mekanizmalar, evrimsel gelişmelerin bir sonucudur. Bu nedenle evrensel insan özelliklerini açıklamanın yollarından biri de evrim sürecinde bu özelliklerin nasıl ve niçin geliştiğini anlamaktır.

7. Hümanist (İnsancıl) Uaklaşım

Hümanistik yaklaşımın kurucuları Abraham Maslow ve Carl Rogers’tır. Hümanistik yaklaşım daha çok psikanalitik yaklaşım ve davranışçılığa tepki olarak ortaya çıkmıştır. Hümanistik yaklaşım insanın sınırlarından çok potansiyeline, olumsuz yönlerinden çok pozitif yönlerine odaklanır. İnsanı özgür iradesiyle davranan bir varlık olarak görmek hümanistik yaklaşımın temelini oluşturur.

8. Bilişsel Yaklaşım

Davranışçılığa tepki olarak ortaya çıkan bilişsel yaklaşım psikolojinin en popüler ve yaygın yaklaşımıdır. Bilinçli zihinsel süreçlerin duygu, düşünce ve davranışlara olan etkisine vurgu yapan bilişselciler davranışçıların yöntem ve açıklamalarına eleştiriler getirir. Bilişsel yaklaşıma göre insan davranışının nedenlerini gözlenebilir davranışlarla açıklamak yetersizdir. Davranışsal yaklaşımın yöntem ve araçlarının yetersizliğine vurgu yapan bilişselciler algı, dikkat, yaratıcılık ve problem çözme gibi bilişsel süreçlerin davranışı etkilediğini öne sürer.

Psikolojide Uzmanlık Alanları Nelerdir?

Psikolojinin uzmanlık alanları şu şekilde sıralanır:

  1. Uygulamalı alanlar
  2. Deneysel alanlar

1. Uygulamalı Alanlar

Psikolojide uygulamalı alanlar şu şekilde listelenir:

  • Eğitim psikolojisi
  • Endüstri ve örgüt psikolojisi
  • Klinik psikoloji
  • Deneysel psikoloji
  • Fizyolojik psikoloji
  • Spor psikolojisi
  • Sağlık psikolojisi

1. Eğitim Psikolojisi

Eğitim psikolojisi alanında çalışan psikologlar, verimli öğrenme ortamının araştırılması, öğrenmede rol oynayan etkenlerin belirlenmesi ve elde edilen bulguların eğitim ortamlarına aktarılması ile ilgilenirler. Bireylerin gelişim, öğrenme, ruh sağlığı, başarı ve yetenek düzeylerinin ölçülerek değerlendirilmesi sürecinde rol alırlar. Eğitim psikologları, öğrenme zorluğu yaşayan bireylerin belirlenmesi ve özel eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasında çalışırlar

2. Endüstri ve Örgüt Psikolojisi

Endüstri ve işletmelerde çalışanların birbirleriyle, işletmeyle, teknoloji ve yeni tekniklerle etkileşimini konu edinir. Endüstri ve örgüt psikologları işletmelerin verimliliğinde ve hizmetlerin hedefe ulaşmasında gerekli faktörleri araştırırlar. Endüstri ve örgüt psikologları şirketlerin eleman alım süreçlerinde, çalışanların atanacağı departmanların belirlenmesinde ve şirketin belirlediği yeni hizmetlerin iş analizi sürecinde çalışır.

3. Klinik Psikoloji

Klinik psikologlar bireyin davranış ve zihinsel bozukluklarının tanı, tedavi ve rehabilitasyon sürecinde görev alırlar. Bozuklukların tanı sürecinde kullanılan araç ve yöntemlerin geliştirilmesi, yeni tedavi yaklaşımlarının bulunması klinik psikologların görevleri arasındadır. Klinik psikologlar bireysel olarak veya hastanelerde çalışabilir.

4. Deneysel Psikoloji

Deneysel psikoloji duyum, algı, güdü, öğrenme ve bellek gibi temel psikolojik ve fizyolojik süreçlerin incelendiği alt alandır. Deneysel psikologların ilgi duyduğu konular çok çeşitlidir. Deneysel psikolojinin bazı konuları üzerinde yapılan çalışmaların giderek gelişmesi yeni alt alanların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Buna örnek olarak bilişsel psikoloji örnek gösterilebilir.

5. Fizyolojik Psikoloji

Fizyolojik psikoloji ya da biyopsikoloji olarak da adlandırılan bu alt alanda çalışan psikologlar, davranışların ve zihinsel süreçlerin biyolojik temellerini belirlemek için araştırmalar yaparlar. Fizyolojik psikolojinin ana konusu beyin ve sinir sisteminin yapısıdır. Buna göre davranışları ya da zihinsel yaşantıları belirlemede sinir sistemi ve beynin oynadığı rol üzerinde dururlar. 

6.Spor Psikolojisi

Psikolojinin genel ilke ve kurallarının sporcular veya spor alanında çalışanlar üzerinde uygulandığı psikoloji alanıdır. Buna göre spor psikologları sporcuların veya çalışanların motivasyon, verimlilik ve mental dayanıklılığını arttırmaya yönelik araştırmalar yaparlar.

7.Sağlık Psikolojisi

Sağlık psikolojisi klinik psikoloji ile karıştırılan ancak farklı özelliklere sahip bir alt alandır. Fiziksel sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurabilecek psikolojik özellik ve davranışların saptanması sağlık psikolojisinin öncelikli konusudur. Öte yandan sağlık psikolojisi alanında çalışan psikologlar olumsuz psikolojik özellik ve davranışların değiştirilmesi ve kronik hastalıklara uyum sağlanması konusunda çalışmalar yapar.

2. Deneysel Alanlar

Psikolojide deneysel alanlar şu şekilde sıralanır:

  • Sosyal psikoloji
  • Bilişsel psikoloji
  • Gelişim psikolojisi
  • Kişilik psikolojisi
  • Karşılaştırmalı psikoloji

1. Sosyal Psikoloji

Sosyal psikoloji bireylerin duygu, düşünce ve davranışların diğer insanlar tarafından nasıl etkilendiğini inceler. Sosyal psikoloji bireyin çevre ile girdiği etkileşimin bireyin davranışlarındaki etkisini araştırır. Sosyal algı, uyma, kişilerarası ilişkiler, saldırganlık, yardım etme davranışı sosyal psikologların incelediği konulardan bazılarıdır. Antropoloji, sosyoloji, tarih, ekonomi gibi alanlar sosyal psikologların sıkça birlikte çalıştığı bilim dallarının başında gelir.

2. Bilişsel Psikoloji

Bilişsel psikoloji, deneysel psikolojiden ayrılarak yeni bir alt alan haline gelmiştir. Bilişsel psikoloji, düşünme, akıl yürütme, problem çözme, yargıda bulunma, karar verme, bellek, hatırlama ve dil gibi üst düzey bilişsel süreçler hakkında araştırmalar yapar. Bilişsel psikologlar bireysel olarak ya da hastanelerde ve araştırma laboratuvarlarında çalışmalar yürütebilir. Öte yandan farklı doktora programlarıyla zihinsel süreçlere yönelik bilgileri bilimin diğer dalları ile birleştirebilirler.

3. Gelişim Psikolojisi

Gelişim psikologları bireyin anne karnından başlayarak ölüme kadar geçen süre içindeki davranışlarda ve zihinsel yaşantılarda yaşa bağlı olarak gerçekleşen sistematik değişiklikleri incelerler. Gelişim psikologları çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık olarak farklı dönemlerle ilgilenirler. Gelişim psikologları davranışlarda ve zihinsel yaşantılarda yaşa bağlı olarak meydana gelen değişimlerin nedenleri hakkında farklı açıklamalar getirirler.

4. Kişilik Psikolojisi

Kişilik psikologları treyt adı verilen bireyi diğerlerinden farklı kılan kişilik özellikleri üzerinde çalışırlar. Bu treytler bireye zaman, durum ve ortamdan bağımsız olarak duygu, düşünme biçimi ve davranış tutarlılığı kazandırır. Kişilik psikologları, bireyin günlük yaşamını ve sosyal uyumunu bozarak ruh sağlığı açısından sorun yaratabilecek farklılıkları araştırırlar. Bu nedenle kişilik psikolojisi ve klinik psikoloji yakın ilişki içerisindedir.

5. Karşılaştırmalı Psikoloji

Karşılaştırmalı psikoloji, böceklerden primatlara kadar uzanan geniş bir yelpazede farklı yöntem ve araçlar kullanarak hayvanların zihinsel ve davranışsal süreçlerini araştıran bilimsel çalışma alanıdır. 

Psikoloji ve Antropoloji İlişkisi Nedir?

Psikoloji ve antropoloji birbiri ile bağlantılı sosyal bilimlerdir. Psikoloji ve antropoloji, araştırmalarında tema olarak insanı ele alır. Öte yandan araştırmalarda tema olarak insanı ele alsalar da odak noktaları birbirinden farklılık gösterir. Psikoloji ve antropolojinin ortak çalışma alanları arasında kültür, dil ve toplumsal ahlak gibi konular yer alır. 

Psikoloji ve Sosyoloji İlişkisi Nedir?

Psikoloji ve sosyoloji birbiriyle ortak özellikler taşıyan bilim dallarıdır. Psikoloji ve sosyoloji, araştırmalarında insanı konu edinir. Psikoloji toplum ve birey ilişkisinin bireyin davranışları üzerindeki etkisini incelerken sosyoloji bireyin toplumla ilişkisinde toplumu inceler. Psikoloji ve sosyolojinin ortak çalışma alanlarını gruplar, organizasyonlar ve roller oluşturur. Öte yandan psikoloji ve sosyoloji ortak çalışma alanlarına sahip olsalar da birbirinden farklı araştırma yöntemleri ve ölçme araçları kullanırlar. 

Psikoloji ve Etnoloji İlişkisi Nedir?

Psikoloji ve etnoloji araştırma alanı olarak insanı odak alan iki sosyal bilim dalıdır. Psikoloji insanın davranışlarını ve zihinsel süreçlerini incelerken etnoloji, insanların kültürel ögelerini araştırır. Psikoloji ve etnolojinin ortak çalışma alanların başında dil gelir. Diğer yandan kişiler arası ilişkilerin sonucunda oluşan kültür de psikoloji ve etnolojinin ortak çalışma alanıdır.

Psikolojide Kullanılan Araştırma Yöntemleri Nelerdir?

Psikolojide kullanılan araştırma yöntemleri şunlardır:

  1. Deneysel araştırmalar
  2. Korelasyonel araştırmalar
  3. Betimsel araştırmalar

1. Deneysel Araştırmalar

Deneysel yöntem, incelenen davranış ya da zihinsel sürecin nedeni hakkında bilgi edinmede en kapsamlı yöntemdir. Bu nedenle deneysel yöntem psikologlar tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Deneysel yöntemde araştırmacı, incelemek istediği davranış ya da zihinsel sürece etki edebileceğini düşündüğü bir değişkeni sabit tutabilir, değiştirebilir veya paralel değişimlere yol açıp açmadığını inceleyebilir.

Deneysel araştırmalarda iki tür değişken vardır. Araştırmacının sistematik bir biçimde değiştirdiği değişken, bağımsız değişken olarak adlandırılır. Bağımsız değişkenin manipülasyonuna bağlı olarak etkilenecek değişkene ise bağımlı değişken denir. Psikologlar bu değişkenleri kullanarak hipotezlerini test ederler.

Deneysel yöntem çoğunlukla deney grubu ve kontrol grubu adı verilen iki katılımcı grubundan oluşur. Deney grubu bağımsız değişkenin uygulandığı gruptur. Kontrol grubu ise bağımsız değişkenin uygulanmadığı gruptur. 

2. Korelasyonel Araştırmalar

Korelasyonel araştırmalar, doğada ya da toplumda kendiliğinden var olan değişkenlerin incelendiği araştırma yöntemidir. Örneğin, cinsiyet, yaş, zeka, kişilik özellikler ve bağlanma stilleri bu araştırmanın konusu olabilir.

Korelasyonel araştırmalar iki değişken arasında bir ilişki olup olmadığını veya bu ilişkinin derecesini gösterir. Korelasyonel araştırmalara göre iki değişken arasında pozitif veya negatif ilişki olabilir. Pozitif ilişki, değişkenlerden birinin arttığı durumda diğer değişkenin de artacağı sonucuna işaret eder. Öte yandan negatif ilişki, değişkenlerden birinin artması durumunda diğerinin düşüş yaşayacağına işaret eder. Öte yandan korelasyonel araştırmalarda iki değişken arasında ilişki bulunamayabilir. Buna örnek olarak bireyin ayakkabı numarası ve okul başarısı arasındaki ilişkisizlik gösterilebilir.

İki değişken arasındaki ilişkinin derecesi korelasyon hesaplanması adı verilen istatistiksel işlemler sonucunda elde edilir. Korelasyon katsayısı olarak ifade edilen sayısal sonuç -1 ile +1 arasında değişir. Korelasyon katsayısı sıfıra yaklaştıkça, ilişkinin gücünün azalır.

3. Betimsel Araştırmalar

Betimsel araştırmalar herhangi iki değişken arasında ilişki aranmaksızın bir bireyin ya da grubun davranışlarını tanımlamaya yarar. Deneysel ve korelasyon araştırmalarda incelenen değişkenlere her zaman sayısal değerler verilir. Ancak, betimsel araştırmalarda incelenen davranış veya özelliklere sayısal değerler verilmesi gerekmeyebilir.

Psikoloji Bölümü Nedir?

Psikoloji bölümü, psikoloji bilim dalının kuramsal içeriğinin ve araştırma yöntemlerinin öğretildiği eğitim programıdır.

Psikoloji lisans programı, öğrenciye modern psikolojinin temel teorileri, yöntemleri ve teknikleri konusunda sağlam bir temelleri sahip çok yönlü bir eğitim vermeyi amaçlar. Bu nedenle psikoloji bölümleri, öğrencilerin çok çeşitli bağlamlarda çalışabilmeleri veya lisansüstü düzeyde eğitim almalarını sağlamak için temel araştırma becerileri ve çok yönlü kuramsal bilgi içerecek şekilde tasarlanmıştır.

Psikoloji bölümü dört yıllık bir eğitim sürecinden oluşur. Öğrenciler psikolojinin temel derslerine ek olarak sosyoloji, antropoloji, felsefe, uygarlık tarihi gibi sosyal bilimler ve istatistik, matematik gibi doğa bilimleri dersleri alırlar. 

Psikoloji bölümünü tamamlayan öğrenciler, gelişim, bilişsel, deneysel, sosyal, spor ve endüstri örgüt psikolojisi gibi alanlarda yüksek lisans yaparak uzmanlaşabilir, hastaneler, okullar ve çeşitli araştırma laboratuvarlarında çalışabilirler.

Nasıl Psikolog Olunur?

Psikolog ünvanı, üniversitelerin dört yıllık psikoloji lisans programlarını bitiren öğrencilere verilir. Bu nedenle üniversitelerin psikoloji bölümünü bitirmek birincil şarttır. TYT ve AYT sınavlarından elde edilen başarı puanına göre üniversitelerin psikoloji bölümlerine giriş hakkı kazanılır. Psikolog olmak isteyen bireylerin sahip olması gereken özellikler şunlardır:

  • Analitik düşünme becerisi
  • Güçlü iletişim becerisi
  • Güçlü gözlem yeteneği
  • Yüksek özgüven

Psikolog ve Terapist Arasındaki Farklar Nelerdir?

Psikolog ve terapist arasındaki farklar şunlardır:

  • Her terapist bir psikologdur ancak her psikolog bir terapist değildir.
  • Psikolog insan zihni ve davranışlarını incelemek için farklı alanlarda çalışabilir fakat terapistin çalışma alanı yalnızca zihinsel ve davranışsal sendromlardan oluşur. 
  • Terapist psikolojik testleri tanı sürecinde kullanırken psikolog, psikolojik testleri araştırma veya yeni testlerin geliştirilmesi sürecinde kullanır.
  • Psikologlar ve terapistler değerlendirme ve tedaviye yönelik ortak teorik eğitime sahiptir fakat terapistler uygulama alanında çalışarak deneyim elde ederler.

 

Yazı Değerlendirmesi : 0 Puan
Toplam : 0 Yorum

  • %0
  • %0
  • %0
  • %0
  • %0
0

    Yazı Puanı

    Yazı Değerlendirmesi : 0
    Toplam : 0 Yorum

    • %0
    • %0
    • %0
    • %0
    • %0

    Yorumlar

    {{yrm.yazar}}

    {{yrm.baslik}}

    {{yrm.yorum}}

    Boğaziçi Enstitüsü :{{yrm.cevap}}




    Yorum & Oylama Ekle

    • Bu yazıyı beğendiniz mi?