George Orwell 1984-Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
2020

George Orwell 1984-Bin Dokuz Yüz Seksen Dört


George Orwell’in gelecekte insanların zincirlere vurulup tarihlerini unutacağını ve birbirlerine benzer itaatkar bir sürüye dönüşeceğini anlatan distopyasıdır.

1984 (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört) Kitap Özeti

Kitap ilk olarak düşünen ve olayları sorgulayan ana karakter Winston Smith'in gözlemleri ve değerlendirilmeleriyle başlamıştır. Büyük Birader adında hayali bir liderin Atlantik bölgesini tek başına yönetip o tüm insanları etkisi altına aldığını anlatıyor. Büyük Birader'e itaatsizlik yapan tüm kişiler düşünce polisleri tarafından yok ediliyordu. Bu itaatsizlik yapan insanlar gizli kameralarla izlenilip tespit ediliyordu. Çocuklar Büyük Birader'e taparak yetişiyor ailelerini bile öldürecek kadar vahşi hale geliyorlardı. Winston bu olayları şaşkınlık ve huzursuzlukla inceleyip düşünüyordu fakat bu düşüncelerini kimseye belli etmemeye çalışıyordu.

Winston'un işi ise tüm geçmişte yaşanan kötü ya da iktidarı yanılmış gösteren her şeyi yok edip silmekti. Halk ne geçmişini biliyordu ne de geleceğin nereye gideceğini... Düşünmek yasak, özgürlük yasak, duygular yasaktı. Yasak olmayan tek şey nefes almaktı.

Kitap da en çok bahsedilen, insanların bağırarak söylediği söz:

"SAVAŞ BARIŞTIR

ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR

CAHİLLİK GÜÇTÜR."

Üç cümlede bile insanların felaket içinde yaşadığını gösteriyordu.

İnsanların duygularını hissetmesi ise kesinlikle yasaktı, seven kişiler asla birlikte olamıyordu. Duygusuz, hiçten ibaret evlilikler kuruluyordu. Bunların tek amacı iktidira itaat etmekti. Winston'un da bir evliliği olmuştu ama karısının ondan kaçması sebebiyle ayrılıkla sonuçlandı.

"Büyük Birader'den Nefret Ediyorum!"

Winston bu olayları sorgular ve düşünürken geçmişi araştırmaya karar verir. İlk olarak yaşlılarla iletişim kurmaya başlar fakat yaşlılar ya bunamıştı ya da konuşamıyordu. Bunun üzerine cevabı eski eşyalar satan bir dükkanda aradı. Orada geçmişte kullanılan not defteri ve bir kalem satın aldı. Bu aldıkları da normalde yasaktı ama kendi düşüncelerini aktarmak istiyordu. Defterle kalemi alıp evinde sakladı ve yazdığı tek şey "Büyük Birader'den Nefret Ediyorum!" oldu. İş yerinde ise içindeki gerçek düşünceleri anlaşılacak korkusuyla çalışıyordu. Onu izleyen bir kızdan da şüpheleniyor hatta onu öldürmek bile istiyordu.

Winston'un dikkatini çeken devleti çökertmeye çalışan gizli bir darbeci örgütün varlığıydı. Ülkede herhangi bir karışıklık varsa bu örgüte bağlanıyordu. Bu örgütün var olduğu belli bile değildi. Sadece şansını deneyip bu örgütü bulup aralarına katılmak istiyordu.

İş yerinde Winston'u inceleyen kızın ismi ise Julia’dır. Julia bir gün herkesin olduğu karışık bir ortamda Winston'a "seni seviyorum" yazan notu vererek kafasını karıştırmayı başarır. Winston bu duruma karşılık vererek onunla tehlikeli fakat duygu dolu günler geçirdi. Gizli gizli buluşarak bazen kameraların olmadığı ormanda buluşuyor bazen de eski eşyalar satan dükkanın üst katında ki kamera olmayan gizli bir odada görüşüyorlardı. Burada Wiston fikirlerini ona paylaşıp içini ferahlatmaya çalışır, gizli örgütten olacağını sandığı bir adamı Julia'ya anlatırdı.

Gizli örgütten sandığı bu adamın ismi O'Brien’dır. Winston cesaretini toplayarak tüm görüşlerini, Büyük Birader'e olan nefretini anlatır ve sonunda insanları öldürmek dahi olsa hükümeti çökerteceğine and içer. Kitapta asıl olaylar ise burada başlıyor.

O'Brien Winston'u takip ederek Julia'yla kaldığı eski eşyalar satan dükkanı bulur ve burada çalışan yaşlı adamla konuşup aslında odalarında kamera olduğunu tespit eder. Winston ile Julia’nın tüm konuşmaları ise deşifre edilir. Winston ve Julia düşünce polisi tarafından tutuklanarak insanı deliye çevirecek bir hapishaneye yerleştirilir.

O'Brien hapishanede Winston'a ilk olarak fiziksel şiddet uygulamaya başlar. Dişleri teker teker sökülür, aç bırakılır, saçları dökülür,hem fiziksel hem de ruhen bir çöküş yaşar. Aynaya bile bakamayacak hale gelir. Buradaki amaç Winston'u da düşünmeyen bir robot haline getirmekti. En büyük korkularıyla yüzleştirerek duygusal olarak bir insanın başına gelecek en büyük iğrençlikleri yaşatırlar. Julia'dan hayatındaki en korktuğu ölüm biçimi olan farelerin yemesi durumundan korktuğu için vazgeçmek zorunda bırakıldı. Ya Julia'yı farelerden kurtaracaktı ya da kendini.. Winston burada kendini tercih etti. Vicdanıyla sınandı.

Fiziksel ve ruhsal sıkıntıların ardından git gide ona iyi davranılmaya başlandı. Kilo almaya ve eski sağlığına kavuşması için doktorlar getirtildi. Bu durum onu psikolojik olarak zorlasa da fiziksel anlamda düzelmesini sağladı. En can alıcı nokta ise O'Brien'ın Winston'a kendi isteğiyle Büyük Birader'i severek idam edileceksin demesiydi. Winston Büyük Birader'den her zaman nefret edeceğini biliyordu ama bu karanlık boşluk onu düşünmemeye zorluyor, sanki kendinden uzaklaşıyor gibi hissediyordu. Artık ne hissedeceğini bile bilemiyordu.

Kurtuluşun Tek Yolu İnanmak

O'Brien 2+2=5 olduğunu savunuyor fakat Winston buna karşı gelerek 4 diyordu. Bunu ispat edemedikçe artık kendisi de 5 olduğuna inanmaya başlamıştı. Buradan kurtulmanın tek yolunun inanmak olduğunu biliyordu. Julia'nın yerine kendisini seçmesinden sonra serbest bırakılan Winston ne zaman Büyük Birader'i sevmeye başlarsa o zaman tutuklanıp idam edilecekti.

Serbest bırakıldıktan sonra ise Julia ile tesadüfen karşılaştıklarında birbirlerine ihanet ettiklerini itiraf ederler. O günden sonra bir daha da görüşmezler.

Romanın sonlarına doğru Winston savaşta kazandıkları bir zafer sonrasında Büyük Birader'e bakarak çok sevdiğini hissetti. Artık o da herkes gibi olmuştu.

George Orwell'in bu karanlık senaryosu insanı dehşete düşürüyor, her an kurtulacağını sandığımız baş karakter Winston'un herkese benzeyip itaat altına alınması, sevginin, güzelliğin yok edilmesi, yasaların keyfe bağlı değişmesi ve hakların olmaması insanı uzun uzun düşündürtüyor.

1984 Romanının Konusu

2.Dünya savaşından sonra yeniden kurulan dünyanın asıl amacı sistemde yapılan değişikliklerle insanları birbirlerine benzeterek ve itaat altına alarak devlete karşı baş kaldırmalarını engellemektir. Bu sayede toplum düzeni sağlanması hedeflenir. Romanda Winston adlı baş karakter ilk olarak bu düzene karşı çıksa da zamanla bu durumu kabullenmek zorunda kalır ve herkes gibi sisteme itaat etmeye başlar.

1984 kitabında yazılmış ve tarihe geçecek cümlelerden bazıları şunlardır:

1. Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söylemektir. Eğer buna izin verilirse gerisi kendiliğinden gelir.

2. Acı çektirerek boyun eğmek yetmez. Acı çekmiyorsa kendi iradesine değil de senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın? Hükmetmek acı çektirmek ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur. Nasıl bir dünya yaratmak da olduğumuzu anlamaya başladın mı? Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi, zevk düşkünü ütopyaların tam tersi bir dünya.

3. Onlardan nefret ederek ölmek işte özgürlük buna denirdi.

4. Düşünce suçu ölümü getirmez, düşünce suçunun kendisi ölümdür.

 

Kitap hakkında ki şahsi görüşlerim ise, yazarın 1984 kitabını yazdığı dönem siyasetinde faşizm üst safhadaydı. Bu da karanlık senaryosunu yazmaya ittiğinin bir göstergesidir.

Şuan ki yönetimlere bakıldığında ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor olsa bile yine de her devlet halkını itaat ve boyun eğmeye zorlamaktadır. Ancak böyle düzen sağlanıldığı düşünülmektedir. Batı veya Doğu farketmeksizin asıl düzen budur. Dünya yönetimleri eğer bu şekilde devam ederse George Orwell’ın karanlık senaryosunun ortaya çıkması yüksek bir ihtimaldir. Burada ki çözüm yöntemi,insanların sorgulamaktan kaçmaması ve seslerini duyurmaktan korkmaması gerekmektedir. Her insan başkaları tarafından kanıtlanmış bir soruyu bile kendisi için tekrardan kanıtlamalıdır. Denilen ve yapılan her şeye körü körüne inanmamalıdır. Ancak halk için iyi ve düzenli ortam böyle sağlanılır. George Orwell bu kitabında eğer dünya  daha fazla kötüye giderse sonumuzun bu şekilde olacağını bize gösterip aydınlatmaya çalışmıştır. Gerek 1984 kitabı gerekse Hayvan Çiftliği kitaplarının ana konusu bu olmuştur.



Yazı Değerlendirmesi : 0 Puan
Toplam : 0 Yorum

  • %0
  • %0
  • %0
  • %0
  • %0
0

    Yazı Puanı

    Yazı Değerlendirmesi : 0
    Toplam : 0 Yorum

    • %0
    • %0
    • %0
    • %0
    • %0

    {{dil.yorumlar}}

    {{yrm.yazar}}

    {{yrm.baslik}}

    {{yrm.yorum}}

    BOĞAZİÇİ ENSTİTÜ :{{yrm.cevap}}




    {{dil.yorum_ekle}}

    • {{dil.oylama_sorusu}}